Gençlik ve Bunalımları

 HAYATIN baharında, gencecik iki kız: El ele tutuşup 14. kattan ölüme atladılar…


       Bir iddiaya göre, „Şeytana Tapanlar“ (Satanist) denilen bir gruba kapılmışlar; bu mistik – sapık grup intiharlar yoluyla ‚infaz‘ yaptırıyormuş…
       Talihsiz gençlerin intihar notundaki ifadeler Amerikalı ‚Satanist‘ grup Radiohead’ın şarkısından alınmış… Notlarındaki şu cümle çok önemli:
       „Biz bu dünyaya ait değiliz!“
       Aidiyet krizi! Gençlikteki en büyük psikolojik kriz.
       Aile, anlaşılabilir duygularla, „Satanizm“ iddialarını reddediyor.
       Evlat acısı! Allah kimseye vermesin… Üstüne üstlük bir de „Şeytana tapanlar“ olarak adı çıkmak! 
       Aileye göre bu kızlar dindardı, o halde, ve tabii ki ‚klasik İslam’a göre de, bu kızlar „Şeytancı“ olamazlar.
       * * *
       ÖMÜRLERİNİN baharında „gök ekini biçer gibi“ toprağa düşen bu yavrular hakkında bir nitelemede bulunamam; tanımıyorum ve hatıralarına saygı duyuyorum.
       Ancak teorik olarak belirtmeliyim ki, bir gencin ‚bilinen‘ bir itikadi##### veya ideolojik inanca bağlı olması, onun ruh dünyasını da ‚bilmemiz‘ için yetmez! Onun için dışa vurumlarına bakarak gençler için hemen yargıda bulunmamalıyız.
       Şiddet eylemleri olmadığı halde, ‚örgütçü‘ diye yıllar boyu hapse mahkum ederek yahut başörtüsüne bakıp mürteci diye okuldan atarak hayatlarını kararttığımız gençler… Ya da „Şeytancı olmuş“ diye, yahut uyuşturucuya kapıldığı için üzüldüğümüz gençler…
       Ruhlarında kim bilir ne fırtınalar esiyor ki, böyle savruluyorlar? Kim bilir, kim ilgilenir ki, gençlik dönemleri bizde ağır psikolojik sorunlarla ve şiddetli ‚aidiyet‘ ihtiyaçlarıyla yaşanmaktadır!
       Bu bunalımlı yaşlarında onlara kıymamak lazımdır!
       * * *
       RUS Çarı II. Aleksandr’ı öldüren nihilist terör örgütünden ünlü genç Neçayef yakalandığında, ‚devletlu‘ yöneticiler rahatlamışlardı: Neçayef eğitimsiz, işsiz güçsüz bir taşralıydı!
       Büyük sezgilerin sahibi Dostoyevski bu görüşe isyan etti:
       „Sizler, ilmi##### rütbelerin ve okullarda verilen bilgilerin gençlerimizin ruhunu kötülüklerden, tutkulardan kaçabilme tılsımı elde edebilecek derecede olgunlaştırdığını mı sanıyorsunuz?“
       Yaşayan en büyük sosyologlarımızdan Prof. Şerif Mardin de Türkiye’de, büyük ve görkemli okul binaları yapan sistemimizin, gençlere zengin bir„anlam“ dünyası kazandıramadığına dikkat çekmişti.
       İşte, kültür şoklarının travmalarıyla yaşamakta olduğumuz modernleşme sürecinde, nesiller boyu gençlik acıları çekiyoruz…
       Hayata bir „anlam“ kazandırmak dürtüsüyle, delikanlılar ‚ait‘ oluyorlar, bağlanıyorlar… Yararlıysa yararlanıyorlar, zararlıysa zarar görüyorlar!
       Gençlik psikolojisi yüzünden kaç bin gencimiz şu ya da bu şekilde „gök ekini biçer gibi“ toprağa düştü, hayatı yandı, dünyası karardı…
       Ailelerin eli yüreğinde, göz nuru yavrular nereye savrulacak, onları kimler kapacak, onlara kimler kıyacak diye..
       Öğrencisine kıymayı marifet sayan YÖK ve Milli Eğitim, gençlerin psikolojilerini anlamak ve herkese de anlatmak için psiko – sosyal bir araştırma yaptırdı mı? „İnsan“ duyarlığı olmayınca „bilim“e de boşveriyorlar işte! Yıllardan beri…

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: