Prof. Bal: “Kürtler Terör ve Eşkıya Baskısına da Hayır Diyor”

USAK Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. İhsan Bal ile PKK’nın ve Kürtçü siyaset izleyenlerin son zamanlarda barışçıl politikaları savunan Kürtler ve Kürt aydınlarına yönelik sert eleştirileri, Türkiye’nin demokratikleşme hamleleri ve Kürt meselesinde gelinen nokta üzerine bir söyleşi yaptık.

Prof. Bal, konuşmasına „her demokratikleşme çabası bir bedeldir. Demokratikleşme karşısında duranlardan korkmamak, cesaretle devam etmek gerekir. Bunun da bedeli neyse ödersiniz“ diyerek başladı. Diyarbakır gezisinde terör örgütü tarafından fabrikaları yakılan, işyerleri zarar gören bir Kürt işadamıyla olan samimi sohbetini anlatan Bal, tüm bunlara rağmen işadamının kendi topraklarını terk etmeyişinin önemine vurgu yaptı. Bal, memleketine olan sevgisinden dolayı orada kalmaya direnen bu işadamının, „bedel ödemeyi kabullenen ve demokrasi adına mücadele veren gerçek bir Kürt“ olduğunu söyledi. Prof. Bal, bizzat Kürtlerin, PKK terör örgütü ve yandaşlarının bölgeye verdiği zararın farkında olduğunu ve giderek seslerini yükseltmeye başladıklarını belirtti.

PKK’nın Türkiye’de özgürlüklerin önü açılırken hiç destek vermediğine dikkat çeken Bal, bunun en önemli örneği olarak anayasa referandumu oylamasında partilerin kapatılmasını zorlaştıran yasaya BDP’nin destek vermemesini gösterdi. Bal, işkencelerin sona erdiği ve hak ve özgürlük kavramlarına vurgu yapıldığı bir dönemde örgüt ve haydutlarının toplum huzurunu kaçırma amaçlı yaptığı provokasyonların iç yüzünü insanların artık açıkça gördüğünü ileri sürdü. Kürt halkı daha fazla iş, aş, eğitim, hak ve özgürlük talebinde bulunup uğraş verirken, PKK terör örgütünün dershanelerde bomba patlatıp bölge halkı arasında korku salmaya çalıştığını ve bunların halk genelinin beklentisiyle uyuşmadığını belirtti.

Bölgedeki aşırılıklardan örnekler vererek konuşmasına devam eden Bal, konser vermek için bölgeye giden şarkıcı Rojin’in güvenliğinden sorumlu kişinin kemiklerinin bir Türk tarafından değil, bir Kürt milliyetçisi tarafından tuzla buz edildiğini, bunun da asıl tehlikenin nereden geldiğini açıkça gösterdiğini ileri sürdü.

Aşırı milliyetçilerin Türk-Kürt kardeşliğini baltalamaya çalıştığını, kendilerinden olmayanı kolayca „hain“ olarak nitelediklerini, bunun sadece ülkenin doğusunda değil batısında da görüldüğünü belirtti. Nitekim Batı kesiminde yaşayan bazılarının açılıma destek veren Sezen Aksu’yu aforoz etmeye çalıştıklarını hatırlatarak, bugün aynı durumun söylediği Kürtçe şarkılarla Kürt kimliğini yaşatmaya çalışan Şivan Perver’in başına geldiğini ifade etti.

Bu bağlamda konuşmasında Şivan Perver’in haykırışlarına yer veren Bal, Perver’in büyük bir açık yüreklilikle henüz Kürt davası hiç bilinmiyorken, kendisinin şarkı ve türküleriyle gündeme getirdiği Kürt kimliğini sonuna kadar savunduğunu söyledi. Ancak PKK yandaşlarının ve Kürtçü siyaset izleyenlerin sadece farklı düşünüp farklı davrandığı için Perver’e karşı cephe aldıklarına ve sanatçılığına onay verirken siyasetini kınadıklarına da dikkat çekti.

Kürtlerin kendi iradelerini ortaya koymaları bakımından önemli bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Bal, Galip Ensarioğlu, Şivan Perver, Orhan Miroğlu gibi önemli Kürt kanaat önderlerinin, sanatçıların ve yazarların tehdit edilmelerini „Kürtlerin iradelerinin hiçe sayılması“ olarak değerlendirdi. „Miroğlu’nun Mortoğlu olacağını“ söyleyerek açık tehditte bulunan örgütün, kişilerin iradelerine ipotek koymaya çalıştığını ileri sürdü.

Aynı mantaliteyle Mehmet Metiner’i öldürmek için eline silah verilen genci hatırlatan Bal, Kürt halkının haklarını savunan bir Kürt yazarın öldürülmesiyle örgütün hiçbir kazanım sağlamayacağını, aksine Kürt halkının daha fazla tepkisini çekeceğini belirtti. Bal, Metiner olayının, provokasyon yoluyla gençleri şiddete yönlendirmeye çalışmakla da bağlantısı olduğunu ekledi. Kendisinden başka sese tahammül edemeyen ve alternatif sesleri bastırma yoluna giden PKK’nın bu kişiler üzerinde uyguladığı baskının gerçeği gören Kürtler tarafından reddedilmeye başladığını ileri sürdü.

Bölgede Kürt halkı için görev yapmakta olan hemşire, doktor ve öğretmenleri katleden bir örgütün amaçlarının ve kullandığı yolların meşru kabul edilemeyeceğini söyleyen Bal, halkın daha huzurlu yaşamak adına „artık yeter“ deme aşamasına geldiğini söyledi. Halkın güçlü bir kamu vicdanı ve terazisi olduğunu ve insanların vicdanında şiddetle, öfkeyle ve baskıyla hareket edenleri ve onların seçtikleri bu yolu reddettiğini belirtti. Bu bağlamda terör örgütü ve yandaşlarının bir an evvel Kürt halkının üzerinden ellerini çekmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Bal, Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin eksikliklerini görmeye başladığını, eşkıyanın da artık sokaklardan çekilmesi gerektiğini, ancak bu şekilde huzurlu bir toplumda yaşamanın mümkün olacağını sözlerine ekledi.

Bal, Türkiye halkının doğru ile yanlışı ayırabilen bir halk olduğuna vurgu yaptı. Türkiye’de Kürdüyle Türküyle herkesin kendisine yukarıdan bakanları geçmişte hep yanılttığına vurgu yaptı. Türkiye’de toplumsal dizayn ve sosyal mühendislik projelerinin başarısızlığa uğradığını söyleyen Bal, PKK’nın yanıltıcı söylemlerinin ve planlarının da halk tarafından boşa çıkarılacağını belirtti. Başka bir deyişle, halkın genelinin, PKK’nın Kürtlerin hak ve özgürlüklerini savunduğu söyleminin gerçekçi olmadığının, örgütün eylemleri ve söylemlerinin büyük çelişki taşıdığının farkında olduğunu vurguladı.

Bal, alternatif seslerin yükselmesini „Hiçbir su mecrasının dışında uzun süre akamaz, önünde ne varsa yıkar ama su yine de yatağını bulur, siz onun doğasına aykırı davranamazsınız“ sözleriyle değerlendirdi. Osman Baydemir’in çatışmanın artık fayda getirmeyeceği ile ilgili açıklamalarının, Öcalan ve yandaşları tarafından tepkiyle karşılanmasını da bu bağlamda ele alan Bal, ne kadar bastırılırsa bastırılsın Kürdün her şeyi tüm açıklığı ile gördüğünü dile getirdi.

Prof. Bal, Türkiye’deki gelişmelerin PKK’nın ve BDP’nin beklentileri doğrultusunda gerçekleşmediğine, ekonomik anlamda Türkiye’nin çok hızlı bir gelişmeye sahne olduğuna ve toplumsal açıdan da ülkenin batısında yaşayan halkın doğusu ile empati kurmaya başladığına vurgu yaptı. Tüm bu iyimser gelişmelerin, Kürt vatandaşlarımız için de bir umut kaynağı olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin artık sadece kendi toprakları içinde değil, „kendi bölgesinde de parlayan bir yıldız“ gibi hareket etmeye başladığını belirten Bal, bölge ülkelerinin beklentisinin de bu yönde olduğunu söyledi. Bal, Ortadoğu ülkelerinin parlamentosu ve demokrasisi nedeniyle Türkiye’ye imrenerek baktığını ileri sürdü. Diyarbakır Meydanı’nı Mısır’da ayaklanmaların yaşandığı Tahrir meydanına çevireceklerini iddia edenlere de insanların artık çatışmadan ve çatışmacı söylemden bıktığını söyleyerek, „Yapın da görelim. Bakalım sizin dayatmalarınıza berber Şehmuz, terzi Aliye ne kadar daha tahammül edecek. Bin yıllık kardeşliğin arasına kimse tefeci sokamaz“ diye cevap verdi.

Arzu Turgut, USAK Stratejik Gündem

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: