Melekler ve çocuklar

 Annecim,
       Ben ölmeye karar verdim. Çok ağlama tamam mı? Çünkü karnımın içinde, böyle midemin üstünde hep bir şey sıkışıyor gibi oluyor. Hep ağlamak istiyorum. Şimdi, 23 Nisan çocuk gösterilerini izliyorum. Sen benim “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı“ kompozisyonunu yazdığımı sanıyorsun. Sen benim için okulları araştırıyorsun. Ben de önündeki sehpada sana ilk mektubumu yazıyorum. Ödevi yapmamaya karar verdim. Çünkü televizyona bakarken hep ağlamak geliyor içimden. Sanki her şeyi, ama her şeyi anlamış gibi hissediyorum. Çocuklar hiç eğleniyor gibi görünmüyor. Büyüklere gösteri yapıyorlar sadece. Büyükler belki de bu yüzden çok mutlu görünüyor. Sanki kimsenin farkında olmadığı sadece benim bildiğim şeyler var dünyada. Böyle düşününce karnımın içindeki o şey daha çok sıkışıyor. Kimse beni anlamayacak gibi geliyor. Hiçbir zaman beni anlamayacaklar. Boğazıma hep o taş geliyor. Ama hep.
       İlk kez sınıfta geçen hafta oldu bu. Müdür yan sınıfa bütün kapıcı çocuklarını topladığı için ona kızmışlar galiba. Her sınıfa üç kapıcı çocuğu dağıttılar. Bizim sınıfa da geldiler. Öğretmen onları tahtaya dizdi. Salak Ahmet, “Örtmenim onlar kapıcı çocuğu mu“ diye bağırdı. Onlar ağlamadı. Sınıftaki kimse ağlamadı. Ben ağladım. Ben niye böyleyim anne?
       Mesela o reklamı izlerken de boğazıma taş geliyor. Hani kız dişleri fırçalamadığı için arkadaşları onu istemiyorlar. Sonra dişlerini fırçalıyor , herkes çok seviniyor. Ama ben anne ben arkadaşlarımın dişlerine bakmıyorum ki. Bakmam lazım mıydı? Hep temiz, en birinci, en zengin, öğretmenin en sevdiği mi olmak zorundayız anne? Ya olmazsak? İşte artık ben hep bunu düşünüyorum anne. Çünkü çocuklar, diğer bütün çocuklar öğretmenin en sevdiği olmak için ona yalanlar söylüyorlar, hediyeler götürüyorlar. Aslında hiçbiri öğretmeni sevmiyor. Biliyorum ben. Teneffüslerde hep onunla alay ediyorlar. Ondan sonra içeri girince hepsi başka türlü oluyor. Anne ben başka türlü olamıyorum. Olmak lazım mı sence?
       Ben pek mutlu bir çocuk değilim anne. Galiba diğer çocuklar benden daha mutlu. Mutlu olmadığım için bazen çocuk değilim gibi de geliyor. Bu biraz karışık bir konu çok anlatamıyorum. Ama biliyorum. Düşününce boğazıma o kocaman taş geliyor yine. Tek mutlu olduğum zaman sabahları sizin yatağınıza geliyorum ya o zaman. Ama biliyorum. Ben biraz daha büyüyünce bunu yapmama izin vermeyeceksiniz. Ama ben sizin yatağınızın kokusunu çok seviyorum. Senin kokunu çok seviyorum. En çok pazar günlerindeki kokunu seviyorum anne. İnsan gözünü kapayınca çok şeyler görebiliyor seni kokladığı zaman. Birazdan seni koklayıp ölmeye giderim belki. Belki pencereden atlarım. Seni koklayıp gözümü kapatırım ben. Diğer çocuklar gibi olmayınca yaşamak çok zor oluyor anne. Anladın değil mi? Sakın çok ağlama oldu mu?
       Annecim, canım benim.

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: