SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI KANUNLARI YAPAN 22 ve SOYKIRIMI ANITLARI DİKEN 30 ÜLKEYİ PROTESTO ETMEK İSTİYORUM

Sayın Büyükelçi,
Saygıdeğer ülkenizin yöneticileri olarak yakın geçmişe kadar çeşitli defalar, 1915’te Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan Ermeni problemi konusunda parlamentolarınızda Ermeni  soykırımı kanunları veya deklarasyonları çıkararak veya topraklarınızda Ermeni soykırımı anıtları dikerek  Türkiye ve Türkler hakkında bir „soykırımcılık“ yargısında bulundunuz.
Bir başka milletin.. Benim de içinde onurlu yerimi aldığım Türk milletinin tarihini karalamak ve kin tohumlarını ekmekten başka bir işe yaramayacak bu tür girişimlerin aslında çoğu kez,  bir takım guruplarının art niyetli baskılarına direnemeyen ve Ermeni seçmenlerden gelecek finans ve oyların kaygısında olan politikacılar tarafından sergilenmiş olduğunu biliyorum.  Ben bu yaklaşımları mantıksız, adaletsiz, çıkarcı ve bencil olarak nitelendiriyorum.
 

Bu nedenlerle, sözde Ermeni soykırımını ülkenizde kanunlar haline getirerek kabul edilmesine yardımcı olmuş veya sözde Ermeni soykırımı anıtları dikilmesine önayak olmuş veya desteklemiş olan ve şu anda veya geçmişte ülkenizdeki devlet birimlerinde hizmet vermiş tüm kişi ve kurumlarınızı bir sivil Türk insanı olarak, en samimi duygularımla ve derinden protesto ediyorum ve bir Türk olarak size SİVİL BİREY NOTA’mı sunuyorum.
Biliniz ve inanınız ki, Türk insanın kendilerine yöneltilmiş bu son derece aşağılayıcı itham ve iddiaya karşı 97 yıllık sivil sessizliği artık sona ermiştir.  Bugün 13 bin SİVİL, yarın milyonlarla ifade edilecek sayılarla kapınızı tekrar tekrar birbirinden medeni metotlarla çalacağız. „Haksızlığa Uğradık“ mesajımızı size tekrar tekrar duyuracağız.  Bizimle yüz yüze konuşmak nezaketini göstermeniz halinde de müteşekkirlik duygularımızı ileteceğiz.
Saygıdeğer Büyükelçi, ülkenizin Türkiye’deki en yüksek mevkideki temsilcisi olarak, geçtiğimiz günler içinde size bir randevu talebi mektubumuzu  ilettik.  Ancak, sözde Ermeni soykırımına ilişkin ülkenizde oluşan gelişmeler hakkında duygu ve düşüncelerimizi medeni ve samimi bir ortamda size sunmamıza ve ülkenizin liderlerine iletmenize aracı olabilecek bu yaklaşımımızı yanıtsız bıraktınız.  Görev yaptığınız bu ülkenin insanları ile her fırsatta diyaloglar ve irtibatlar içinde olmanızın her iki ülke için de eşsiz ve tarihi fırsatlar olduğunu düşünüyorum ve bizlerle görüşmek istemeyişinizi veya geçerli bir mazeretle görüşememeniz halinde bir nezaket mektubu ile bize bildirmemenizi de anlayışla karşılayamayacağımı saygılarımla ifade etmek istiyorum..
Sayın Büyükelçi;
Sizi, Türkiye’nin ortak bir tarih komisyonu kurulması konusunda 2006 yılında Ermenistan’a yaptığı teklifinin Ermenistan liderleri tarafından cevapsız bırakıldığını hatırlatarak aşağıdaki gerçekleri incelemeye davet ediyorum
Biz Türk milleti olarak,
1. Atalarımızın Ermeni milletine karşı önceden planlanmış bir soykırımı hareketine girişmediği, o yönde eğilimleri olabilecek bir milletin 600 yıl beklemeyeceğini
2. Ermenilerin, yüzyıllardır vatandaşları oldukları Osmanlı Devleti’nde, 1. Dünya Savaşı ortamını fırsat bilerek ve Rusların kışkırtması ile isyanlar başlattıklarını,
3. Ermenilerin yeni bir Ermeni devleti kurmak adına çeteler ve alaylar kurarak düşman Rus saflarına geçtiklerini,
4. 1914-1918 yılları arasında süren I. Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkasya, Sina ve Filistin, Irak ve Çanakkale cephelerinde İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya gibi istila devletleri ile nicelik açısından benzeri az görülmüş bir savaşlar silsilesi halinde olduğunu,
5. Ardından, Ermenilerin Türkiye’yi işgal etmek isteyen Rus işgal güçleriyle birlikte Doğu Anadolu topraklarına girdiklerini ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ayaklanmalar ve isyanlar başlatıp sivil Türk halkına karşı büyük katliam ve kırımlara başlatmış olduklarını,
6. Uzun yıllardır Ermeniler tarafından saklanan silahlar yanında, Ermenilerin Türk askerlik şubelerini basarak ele geçirdikleri ve de kendilerine Ruslar tarafından da sağlanan silahlarla Ermeni çeteleri kurarak ‚kurtulmak istiyorsan, önce komşunu öldür‘ emirleri ile erkekler cephelerde olduğu için savunmasız kalan Türk şehir, kasaba ve köylerine saldırarak amansız bir kırıma giriştiklerini,
7. Vatandaşı oldukları Osmanlı Devleti’nin güçlerini arkadan vurduklarını, Osmanlı birliklerinin Ruslarla savaşabilmesini engellediklerini, ikmal yollarını kestiklerini, yaralı konvoylarını pusuya düşürdüklerini, köprü ve yolları imha ettiklerini ve çıkardıkları isyanlarla Rus işgalini kolaylaştırdıklarını,
8. Adı geçen ve Ermeniler tarafından uygulanan acımasız katliamının yalnızca Türkleri değil, Trabzon bölgesindeki Rumlar ve Hakkari bölgesindeki Yahudileri de hedef aldığını ve Ermenilerin gelecekte Ermenistan olarak görmek istedikleri topraklarda yaşayan tüm başka unsurları yok etmek amacı ile bir Ermenistan kurulması çalışması başlattıklarını,
9. Bütün bunlar olup biterken emperyalist İngiliz donanmasının Çanakkale Boğazını zorlamakta olduğunu, Osmanlı orduları Galiçya’dan Doğu Anadolu ve Irak’a kadar çeşit çeşitli cephelerde düşman güçleriyle çarpışmakta olduğunu,
10. Bütün bunlar olurken, dünyanın ve özellikle büyük bir savaş bölgesi olan Osmanlı İmparatorluğu’nun dünyada daha evvel eşine az rastlanan bir yokluk, tifüs gibi yaygın hastalıklar silsilesi, yetersiz değil yok denebilecek tıbbı malzeme ve doktor, hemşire, hastane ve bakım evleri alt yapısı, yakıt ve taşıt sıkıntıları yaşadığını ve üstüne üstlük, kışın acımasız soğuk ve karı altında inlediğini ve hatta bu dönemde, Ruslara karşı savaşmaya giderken, 90 bin kişilik bir Türk ordusunun soğuktan donarak öldüğünü,
11. Osmanlı Hükümeti’nin bu çıkmaz karşısında, Ermenilerin önde gelenlerini İstanbul’a çağırarak isyan ve kıyımların devam etmesi halinde devletin Ermenilere yönelik olarak önlemler alacağını bildirdiğini,
12. Ve yine de sonuç alınamayınca Osmanlı Devleti’nin 24 Nisan 1915’de Ermeni komitelerini kapattığını ve yöneticilerinden 235 kişiyi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutukladığını,
13. Ve yine de sonuç alınamayınca Osmanlı Hükümeti maruz kaldığı bu büyük iç ve dış tehlikeler sebebiyle, benzer tehlikelerle karşılaşan tüm ülkelerin almakta tereddüt göstermeyeceği bir önleme başvurarak, savaş bölgeleri yakınlarındaki Ermenileri daha güneydeki, Osmanlı topraklarının bir parçası olan Suriye’ye tehcir ettiğini,
14. Soykırımı başlatmak gibi bir emrin verilmediğini, bu emri belirten ve Ermeniler tarafından ilan edilen belgelerin sahteliklerinin ispatlandığını,
15. Savaş sonrası, kendini denetlemek amacı ile Türkler tarafından tutuklanıp Malta’ya sürülen Türklerin hepsinin uluslar arası mahkeme tarafından beraat ettirildiğini,
16. Bir savaş halinde düşman ile işbirliği yaptığı belirlenmiş olan toplulukların zararlı faaliyetlerinin önlenmesi adına, o grupların başka bölgelerde yeniden konumlandırılmaya zorlanması türündeki önlemlerin II. Dünya Savaşında bile bütün devletlerce uygulandığını,
17. Osmanlı’nın, yani Türklerin herhangi bir etnik temizlik gibi bir niyeti olabilecek bir millet olması halinde, bu tip girişimlerini, 1. Dünya Savaşı’nda, dün dünyanın gözlerinin Türkiye’de olduğu bir dönemde değil, ondan evvel devam eden 600 yıllık imparatorluk döneminde rahatça yapabileceğini,
18. 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermeni vatandaşların millet-i sadıka olarak tanımlanıp, sevilip, sayısız Ermeni’nin imparatorluğun en önemli görevlerine geldikleri ve Osmanlı yöneticileri olduklarını,
19. 1492’de İspanya ve Portekiz’deki soykırımından kaçmaya çalışırken Avrupa’daki tüm Hıristiyan devletleri tarafından sırt dönülen, ancak sadece ve sadece Müslüman Osmanlı İmparatorluğu tarafından davet edilerek büyük bir memnuniyet ile ülkeye kabul edilen ve 1. Dünya Savaşı’nın Ermeni soykırımı olduğu iddia edilen günlerine kadar (yaklaşık 400 sene) Osmanlı İmparatorluğu’nda Türklerle iç içe ve sulh içinde yaşayan Yahudi toplumunun, Ermenilerin, soykırıma tabi tutulduklarını iddia ettikleri yine aynı tarihlerde Osmanlı Devleti ile hiçbir problem yaşamadığını ve de bu sakin Osmanlı vatandaşı Yahudi toplumunun Osmanlı Devleti tarafından hiç bir tehcire veya kendileri tarafından şikayetle anılan bir tutuma maruz bırakılmadığını,
20. Türkiye ve Türk halkı 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi kıyımı ve Nazi ölüm kamplarından kaçan binlerce Avrupa Musevi’sine kapılarını açarak, insan hayatına verdiği önemi, tarihte Musevilere ikinci kez kapılarını açarak ve kendilerini ölümden kurtararak bir kez daha ispatladığını,
21. Çeşitli cephelerde savaşan kendi askerlerini doyuramaz, barındıramaz ve hatta giyim kuşam bile temin edemezken, iç isyanlar çıkaran ve düşmanla işbirliği yaparak Türk sivil ve askerlerini arkadan vuran Ermenilerin vatandaşlarının tehciri sırasında, kendilerinin zarar görmelerini önlemek adına somut bir gayret göstererek, Osmanlı Hükümeti’nin, yola çıkarılan Ermeni gruplarına refakat etmek üzere özel görevliler temini için düzenlemeler yaptığını, imparatorluğun yokluklarına rağmen Ermenilerin tüm yiyecek ve diğer ihtiyaçların sağlandığını, bu amaçla gerekecek harcamalar göçmenlere ayrılan tahsisatla karşılandığını, yolculuk halindeki kişiler için kurulan kampların düzenli olarak denetlenmesinin tasarlandığını, bu kişilerin refahı için gerekli önlemlerin alınıp, güvenliklerinin sağlanması, yoksul göçmenlere yeterli yiyecek verilmesi ve sağlık durumlarının her gün doktor tarafından denetlenmesi genelgelerinin yayınlanarak, emirlerinin verildiğini, hasta, kadın ve çocukların trenle; diğerlerinin ise dayanıklılıklarına göre katırla, araba içinde veya yaya olarak gönderilmesi kararlaştırıldığını, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir yandan hayatta kalma savaşı verirken, tehcirin yarattığı maddi külfetin bir yıkım derecesinde olduğunu,
22. Göç ettirilenlerin, yeni yerlerim yerlerinde tamamıyla yerleşmelerine kadar beslenme ihtiyaçlarının mülteci tahsisatlardan karşılandığını, bu insanlara daha önceki mali durumları ve ihtiyaçlarına göre mal ve toprak dağıtılması, ihtiyaç sahipleri için evler yapılması, çiftçiler için tohum, zanaatkarlara alet, teçhizat temin edilmesinin planlandığının Osmanlı kayıtlarında sabit olduğunu,
23. Ermenilerin 1970’lerde 800 binden başlayarak bugün sayılarını 1. buçuk milyona ulaştırdıkları sözde soykırımzedelerin sayılarının bir yalandan ibaret olup, o tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan toplam Ermeni sayısının 1,300,000’den fazla olmadığını; tehcire maruz kalan Ermeni sayısının 400 bin kadar olup, bunlardan 40 bin insanın maalesef yukarıda bahsedilen fiziki, siyasi, savaş ve tabiat koşulları nedenleri ile hayatlarını kaybetmiş olduklarını ve tüm savaş sırasında ölen Ermenilerin sayıları 300,000’den fazla değilken, aynı savaş şartları ve de Ermeniler tarafından yapılan toplu katliamlara kurban giden Türk ve Müslümanların sayıları 600,000’den fazla olduğunu
24. Ve de son olarak, bir ortak tarih komisyonu kurulması davetinden kaçan Ermenistan ve Ermeni diasporası, bir başka deyişle Ermenilerin yerine, gerçek hakaret ve haksızlığa uğrayanın ve dolayısı ile gerçek mağdurun ben olduğumu
25. 1973-1984 yılları arasında sayısız terörist eylemlerle Ermenilerin benim suçsuz 42 diplomatımı ve sivilimi canice katlettiklerini,
26. Yukarıda adı geçen insanlık dışı barbar eylemler sırasında Ermeni dünyasının, sivilleri ve resmileri ile tamamen sessiz kalıp teröristleri hiç bir zaman kınamadığını,
27. Tüm bu nedenlerle, sivil Türk insanı olarak hakkımda söylenen tüm yalanlara ve uğradığım büyük haksızlığa ve mağduriyetime karsı artık sessiz kalmayacağımı,
sizlere bildiriyor, sizleri adalet ve vicdan muhasebesine davet ediyorum.
Saygılarımla,
İsmim ve imzam ekteki listede olup http://www.lobisav.org/ sitesinde de görülebilir.


  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: