Bakıra hayat verenler

Bakıra simgesel bir anlam yüklenmiş olsaydı, bir zamanlar “kudretöin simgesiyken, şimdilerde “yok oluşöla özdeş demek haksızlık olmazdı. Uygarlık tarihinin dönüm noktalarından biriydi bakır. Taş Devri’nden sonraki dönem onun adıyla anıldı. İşte, kudretin simgesi olduğu dönem de bu dönemdi.
       Şimdilerde yok oluşun ortasında, yine bakır var. Bakıra alınterleriyle, o ritmik ve sıkıcı ölçüde tekdüze çekiç darbeleriyle hayat verenler, uygarlık karşısında var olma savaşımı veriyorlar.

Son gayretler

       Kuşkusuz hemen pes etmedi bakıra can veren eller. Son bir gayret, mutfaktan turizme atladı. Bu süreçte, bakırın üstündeki kalay kalktı, madenin kendi kızılımsı albenisi ön plana çıktı. Binlerce yılın birikimi olan süsleme motifleri daha bir önem kazandı. Bakır kap kacak yine tüketiliyor. Ama artık ihtiyaç için değil, görsel zenginliği için. Yaşama yepyeni bir estetik katmak için…

Mutfaktan turizme

       Ünyeli Ahmet, Mehmet ve Mustafa ustalar da işte bu süreci yaşıyorlar. Kendi deyişleriyle, kasabanın dar sokaklarından birindeki köhne atölyelerinde “mutfakötan “turizmöe geçiyorlar. Bakırın yumuşak, nazlı ve bir o kadar da kaprisli gövdesini, Muslow’un teorisiyle; insanın temel ihtiyacı olan yemekler yensin, sular içilsin diye değil, temel ihtiyaç kaygılarını çoktan aşıp hayatına yeni bir anlam katmak isteyenler için çekiçliyorlar.
       Pazarlamanın hayati önemini henüz keşfedememişliğin aynası olan köhne dükkanlarının tozlu camlarının arasından, gıdım gıdım sızan güneş ışıkları altında, lüks yaşam için malzeme üretiyorlar. Deyiş yerindeyse, yoksulluğun içinden zenginlik simgesi yaratıyorlar.

Baba mesleği

       Babadan oğula, ustadan çırağa, dedik ya. Ünyeli Mehmet Usta da aynı okulun öğrencilerinden… “Bu işi altıma kaçırdığım günlerden beri yapıyorum“ diyor. Dışarıdan bakana tekdüzelikten başka bir şey çağrıştırmayan o ritmik ama her vuruş açısı derecesine kadar hesaplı çekiç darbeleri de ancak böyle öğrenilebiliyor.
       Tıpkı, Türk Sanat Musıkisi öğrencisinin, ustasıyla meşk ederken usül vurmayı öğrenmesi gibi bir şey. Alışkanlıkla pekişen o vuruşu öğrenmeden makam nasıl hayat bulmuyorsa, bakır da hayat bulamıyor.

İnce ince işleniyor

       Ortalama bir deseni bakıra yedirmek için sadece ustalık ve incelik yetmiyor. Her şeyden öncede de sabır istiyor. Milim milim, santim santim çalışıyor usta. Bakır aceleyi affetmiyor çünkü. Yanlış ya da gereğinden şiddetli bir çekiç, ustanın bütün emeğinin boşa gitmesi, sil baştan yapması anlamına geliyor. Bakır da kendisini hafife alanı öyle cezalandırıyor işte.

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: