İslamiyet’te ilme verilen değer

Hazret – i Peygamber (S.A.V), 40 yaşında iken, peygamberliği henüz kendisine bildirilmeden önce, Mekke – i mükerremede Nur Dağı’ndaki Hıra mağarasında tefekkür ve ibadetle meşgul olurken, Cebrail aleyhisselam, Ramazan ayının 17. gecesi gelip, ilk ilahi emri getirmişti. Bilindiği gibi, bu gelen ilk vahiy, Alak Suresi’nin ilk beş ayet – i kerimesi idi.

       Melal – i alisi şöyledir.
       „Ey Muhammed! Yaratıcı Rabbinin (Allahü tealanın) adı ile oku. O, insanı alaktan (yani pıhtılaşmış kandan) yarattı. Oku, senin Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini O öğretti (ya’ni öğretir).“

       Cihanı aydınlatan İslam güneşi böyle doğmuş, Kuran’ı Kerim, takriben 23 senede indirilmiş, Peygamber efendimizin tebliği ve İslama daveti, 13 senesi Mekke – i mükerremede, 10 senesi de Medine – i münevverede olmak üzere 23 sene sürmüştür.

       İslam dini, Allahü tealanın, Cebrail ismindeki melek vasıtası ile Sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselama gönderdiği, insanların, dünyada ve ahirette rahat ve mes’ud olmalarını sağlayan usul ve kaidelerdir. İslam alimlerinin buyurdukları gibi, bütün üstünlükler, faydalı şeyler, İslamiyetin içindedir. Eski dinlerin görünür – görünmez bütün iyilikleri İslamiyette toplanmıştır. Bütün seadetler, muvaffakıyetler ondadır. Yanılmayan, şaşırmayan akılların kabul edeceği esaslardan ve ahlaktan ibarettir.

       İslamiyet, insanların ruhi ve maddi refahını en mükemmel şekilde te’min edecek prensipler getirmiştir. İnsan hak ve vazifelerini en geniş şekilde düzenlemiştir.
       İslamiyet, ziraat, ticaret ve sanatı da kat’i olarak emreder. İlme, fenne, tekniğe, endüstriye, layık olduğu üzere ehemmiyet verir. İnsanların yardımlaşmalarını, birbirilerine hizmet etmelerini ehemmiyetle istemektedir. Kendi idaresi altında bulunan insanların, evladın, ailenin ve milletlerin haklarını ve idarelerini öğretmekte; dirilere, geçmişlere, geleceklere karşı birtakım hak ve mesuliyetler yüklenmektedir. Seadet – i dareyni yani dünya ve ahiret seadetini kendinde toplamıştır.
       İslamiyet, insanların ruhi ve maddi refahını en mükemmel şekilde te’min edecek prensipler getirmiştir. İnsan hak ve vazifelerini en geniş şekilde düzenlemiştir.
       Bu girişten sonra şunu belirtelim ki, ilk emri, „Oku“ diye başlayan İslam dininde ilme büyük ehemmiyet verilmiştir. İlim mevzuunda, ilmin temin edeceği yüksek dereceler hususunda, Kur’an – ı Kerim’de müteaddid ayet -i celiler ve Peygamber efendimizin birçok hadis – i şerifleri vardır.
       Burada hemen belirtelim ki, Kur’an – ı Kerim’de ençok geçen kelime, Allah lafz – ı celalidir. Bu kelime, değişik şekillerde 2697 defa geçmektedir. Kökü „alime“ olan ilim kelimesinden müştak (türemiş) olan kelimeler de, Kur’an – ı Kerim’de pekçok defa zikredilmiştir. Mu’cemlerden, fihristlerden yaptığımız bir araştırmaya göre, bu kelimelerin sayısı toplam olarak 676 (altı yüz yetmiş altı)dır ki, Allah kelimesinden sonra, Kur’an – ı kerimde en sık geçen kelimelerden biri olduğundan şüphe yoktur.
       İlim sıfatı, Allahü tealanın yüce sıfatlarındandır. Kullarına da cüz’i olarak vermiştir. Allah’ın ilmi şüphesiz ki küllidir. O, gaybı (gizliyi) da, açık olanı da bilir.
       Şimdi konumuzla ilgili birkaç ayet – i kerime mealini misal olarak sunmak istiyoruz:
       „De ki, bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahipleri (bunları) düşünürler.“ (Zümer: 9)
       „…Allah, sizden iman etmiş olanlarla, kendilerine ilim verilmiş bulunanların derecelerini yükseltir…“ (Mücadele: 11)
       „Allah’tan kulları arasında (hakkıyla) ancak alimler korkar…“ (Fatır: 28)
       Sevgili Peygamberimizin, bu konudaki pek çok hadis – i şerifinden de birkaç tanesini zikredelim:
       „Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.“
       „İlim talebetmek (erkek ve kadın) her müslümana farzdır.“
       „Sadakanın en faziletlisi, Müslüman kimsenin ilim öğrenmesi, sonra onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.“
       „Ya alim veya öğrenci yahud dinleyici olarak veyahud da (bunlara) muhabbet besleyerek hal ve istikbalini temin et. (Bu dört grubun dışında) beşinci olma, yoksa helak olursun.“
       „Kim bildiği ile amel ederse, Allah ona bilmediklerini de öğretir.“
       Bir rivayette. „Bilmediği ilme onu varis kılar“ buyurulmuştur.
       „İstediğiniz kadar okuyun, bildiğinizle amel etmedikçe, Allah size mükafat vermez.“
       Misal olmak üzere birkaç tanesini zikretmiş bulunduğumuz bu ayet – i kerime ve hadis – i şeriflerden başka, ilim mevzuunda, daha birçok ayet ve hadis vardır, onlara temas etmeye makalemizin hacmi müsait değildir.
       Şüphesiz ki, kamil bir iman, tam bir taat ve ibadet, Allahü tealaya ve Resul – i ekremine hakkıyla itaat ve tabi olma, iyiliği emretme ve kötülükten nehyetme, İslam’ı en iyi şekilde tebliğ, Allah yoluna da’vet ve sair hizmetler, layıkı vechile, ancak ilim, irfan ve hikmetle yapılabilir.
       Herkesçe bilindiği gibi, insanların diğer varlıklardan imtiyazlı ve üstün olmaları, kuvvetle, vücut iriliğiyle, çok yemekle, yiğitlikle değil, iman, ilim, ahlak ve takva iledir. „İnsanın şerefi ilim ve edebledir. Mal ve neseble değildir“ kelam – ı kibarı, konuyu ne güzel özetlemektedir. Yine „İlim rütbesi, rütbelerin en yükseğidir“ hadis – i şerifi ilim rütbesinin durumunu çok güzel ifade etmektedir.
       Hetice olarak söylemek gerekirse, insanın diğer varlıklardan daha mümtaz olması iman, ilim, ahlak ve takva iledir. Bundan dolayı en son din olan mukaddes dinimiz İslamiyet’te ilme çok büyük önem verilmiştir.

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: