Hava Kirliliginin Insan Sağlığına Etkileri

Hava kirliligi düzeyleri düzenli olarak izlenmesine ve mücadele edilmesine ragmen, bütün dünyada, basta büyük metropoller olmak üzere halen kabul edilen sinirlarin üzerinde seyretmektedir. Kirlilik özellikle endüstriyel tesislerden, konutlarda isinma amaçli yakit tüketiminden ve motorlu tasit egzozlarindan kaynaklanmaktadir. Ülkemizde dogal gaz kullanimiyla büyük kentlerde hava kirliliginde nispeten bir gerileme olmasina ragmen, halen
ciddi bir sorun olarak varligini sürdürmektedir. 
Diyarbakir’da son yillarda hizli nüfus artisi, yanlis kentlesme ve nispeten artan sanayilesme nedeniyle özellikle kis aylarinda hava kirliligi ciddi boyutlara ulasmaktadir. Dünyada ve ülkemizde yapilan çalismalar hava kirliligi ile respiratuar mortalite ve morbidite arasinda yakin bir iliski oldugunu bildirmektedir. Hava kirliliginin solunum sistemine etkilerinin altinda yatan mekanizmalari arastiran çalismalar, kirleticilerin solunum semptomlarini artirdigi, solunum fonksiyonlarinda bozulmaya yol açtigi ve hava yollarinda inflamatuar degisikliklere neden oldugunu göstermektedir. In vitro çalismalar, hava kirleticilerin etkilerini hücre düzeyinde direkt olarak hasara yol açarak, in direkt olarak intraselüler oksidatif yolaklari aktive etmek suretiyle gerçeklestirdiklerini bildirmektedir. 
Dünyada ve ülkemizde hava kirliligini sinirlandirmaya yönelik çalismalar çesitli boyutlariyla devam etmektedir. Diyarbakir’da da sorunun çözümü için standart disi kalitesiz yakitlarin kullaniminin önlenmesi, uygun yakma tekniklerinin kullanilmasi ve  araçlarda emisyon kontrolünün daha etkin yapilmasi gerekmektedir. 


Partiküler Madde (PM); İnce ve kaba partiküllerin her ikisi de solunum sisteminde birikebilir ve çeşitli sağlık etkilerine neden olabilir. Kaba partiküller, astım gibi solunum rahatsızlıklarını kötüleştirebilir. İnce partiküllere maruziyet, erken ölümü de içeren çeşitli ciddi sağlık etkilerine neden olur. Ters sağlık etkileri, PM’e hem kısa periyotlar (bir gün gibi) ve hem de daha uzun periyotlar (bir yıl veya daha uzun) da maruziyet ile birleştirilir. 

·     Astım, kronik tıkayıcı akciğer hastalığı ve kalp hastalığı gibi kalp veya akciğer hastalığı olan kişiler PM’e maruz kaldığında, erken ölüm riski veya acil servislere başvuruda artış olur.
·     Yaşlılar PM maruziyetine karşı hassastır. Bu grup, hastanelere veya acil servislere başvuru ve kalp ve akciğer hastalığından erken ölüm gibi risklere açıktır.
·     PM’e maruz kalındığında, mevcut akciğer hastalığı olan kişiler ve çocuklar normal koşullarda yapabildikleri halde, derin veya kuvvetli olarak soluk alamayabilirler ve öksürük ve kesik kesik nefes alma gibi belirtiler görülebilir.
PM, solunum enfeksiyonlarına hassasiyeti arttırabilir, astım, kronik bronşit gibi mevcut solunum hastalıklarını kötüleştirebilir.
Azot Oksitler (NOx);astım gibi solunum hastalığı olan yetişkinler ve çocuklarda; öksürük, hırıltılı solunum ve kesik nefes alma gibi solunum belirtilerine neden olabilir. NO2’ye kısa süreli maruziyet dahi akciğer fonksiyonunu etkiler.Çocuklarda, kısa süreli maruziyet solunum hastalığı riskini artırabilir.Hayvan deneyi çalışmaları, NO2’ye uzun süreli maruziyetin solunum enfeksiyonlarına hassasiyeti artırdığını ve akciğerlerde kalıcı yapısal değişikliklere sebep olabildiğini göstermektedir.
Karbonmonoksit (CO):akciğerler yolu ile kan dolaşımına girer ve kimyasal olarak hemoglobinle bağlanır. Kandaki bu madde, oksijeni hücrelere taşır. Bu yolla, CO organ ve dokulara ulaşan oksijen miktarını azaltır.
· Kalp hastalığı olan kişiler, CO’e karşı en riskli gruptur. Bu kişiler, CO’e maruz kaldıklarında, özellikle egzersiz yaparken göğüs ağrısı ve daha fazla kalp problemleri yaşarlar.
· Hafif ve daha ağır kalp ve solunum sistemi hastalığı olan kişiler (örneğin; kalp yetmezliği, beyin kan damarları ile ilgili, anemi, kronik tıkayıcı akciğer hastalığı olan kişiler) ve henüz doğmamış ve yeni doğmuş bebekler, CO kirliliğine karşı en riskli grubu oluşturur.
Sağlıklı kişilerde, daha yüksek seviyelerdeki CO’e maruziyet, algılama ve gözün görme gücünü etkileyebilir.
Ozon(O3); Çocuklar, dış ortamda aktif olan yetişkinler, astım gibi solunum hastalığı olan ve ozona karşı çok hassas olan kişiler; ozon maruziyeti için en hassas grubu oluşturur.
     Ozon maruziyetine karşı en yüksek risk grubu, özellikle yazın dış ortamda oyun oynayan çocuklardır. Ancak tüm yaş grupları ve dışarıda aktif olan kişiler de risk altındadır. Çünkü fiziksel aktivite sırasında ozon, akciğerlerin derinliklerine kadar nüfuz ederek zararlı etkilerini gösterir.·   Solunum rahatsızlığı olan kişilerde, ozona maruziyet sonucu, akciğerlerin etkilenmesi daha kolaydır.
·     Ozon, solunum yollarını tahriş edebilir (öksürük, boğaz tahrişi ve göğüste rahatsızlık hissi gibi). Ozon, akciğer fonksiyonunu azaltarak, derin ve kuvvetli nefes almayı güçleştirebilir. Solunum hızlanır ve normalden daha yüzeysel olur. Akciğer fonksiyonundaki bu azalma, kişinin dış ortamdaki aktivitesini sınırlandırabilir. Ozon, astımı kötüleştirebilir. Ozon seviyesi yüksek olduğunda, astımlı olan kişilerde, hastaneye başvurular artar. Ozon, insanları allerjenlere karşı daha hassas hale getirir. Astım ataklarının tetikleyicisidir.
Ozon, solunum enfeksiyonlarına karşı hassasiyeti arttırabilir.
Kükürt dioksit(SO2);renksiz, keskin kokulu reaktif bir gaz olup kömür, fuel-oil gibi kükürt içeren yakıtların yanması sırasında, metal ergitme işlemleri ve diğer endüstriyel prosesler sonucu oluşur. Ana kaynakları, termik santraller ve endüstriyel kazanlardır. Genel olarak, en yüksek SO2 konsantrasyonları, büyük endüstriyel kaynakların yakınında bulunur.
· SO2’nin sağlık etkilerine karşı en hassas grup, çocuklar ile dışarıda aktif olan astımlı yetişkinlerdir. Birincil etkisi, hırıltılı solunum, göğüs sıkışması ve kesik nefes alma gibi belirtilere sebep olan, solunum yollarının daralmasıdır. SO2 konsantrasyonu ve soluma hızı artarken rahatsızlık bulguları da artar. Maruziyet kesildiğinde, akciğer fonksiyonu bir saat içinde normal haline döner.
· Çok yüksek konsantrasyonlardaki SO2; hırıltılı solunum, göğüs sıkışması, astımlı olmayan kişilerde kesik nefes alma gibi belirtilere sebep olabilir.
SO2 ve ince partiküllere uzun süreli maruziyet, solunum hastalıklarına, akciğerlerin savunma mekanizmasında değişikliklere ve mevcut kalp hastalıklarının kötüleşmesine sebep olabilir. Bu etkilere karşı en hassas grup,çocuklar, yaşlılar ve kronik akciğer hastalığı veya kalp hastalığı olan kişilerdir.

 
  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: