İdil Biret Anılar : Rusya Turnesi

Rusya’ya gitmek zamanı gelince hangi konçertoyu çalmasını istedikleri sorulmuş, gelen cevap ise: „ne isterse onu çalsın“ olmuştu. Bunun üzerina Amerika’dan Adnan Saygun konçertosunu getirtmeye karar vermiştik. Son dakikada yetişen partisyonların gümrükten çıkması hemen hemen imkansız gibi iken Boulanger’in müdahalesiyle yüzlerce paket arasından nihayet elimize geçebilmişti. Fakat Rus orkestraları bu konçertoyu çalmaya bir türlü yanaşmıyorlardı; zira son dakikada hazırlanmak onlara güç geliyordu. Bir ara Odesa’da konseri idare edecek olan şef Alexander Bresitch’e rica ederek bütün dünyaca tanınmış Rus orkestralarının bu eseri çok güzel çalacaklarını, onların şöhretine layık bir sonuç alınacağına emin olduğumuzu söylememiz üzerine partisyonları ele almışlar ama ne yazık ki daha birkaç mözürden sonra tempoların güçlüğünden bahsederek çalmaktan vazgeçmişlerdi. Her yerde aynı şey oluyordu. Çalışmaya da vakit olmadığı için onun yerine birinci Brahms konçertosu çalınıyordu.

Her gittiğimiz yerde orkestralar İdil’in pek çok resmini çekip imzalatıyorlardı. Gösterdikleri sempati sonsuzdu. Moskova’da duvarlarına çaprazlama Türk ve Rus bayrakları asılmış büyük Çaykovski salonunda olduğu gibi Konservatuar Çaykovski salonundaki resitallerde dinleyiciler arasında pek çok kadının hatta üniformali bir albayın ağladığını görmek bizi çok duygulandırmıştı. Sonunda o derece büyük alkışlar oluyordu ki İdil her seferinde beş altı bazen de daha fazla bis vermeye mecbur oluyordu. O surada konserde hazır bulunan Moskova sefirimiz sayın Fahri Korutürk tesiri altında kaldığı bu ovation’a karşılık sahneye gelip teşekküre mecbur olmuştu. Konserin sonunda halkın merdivenlere dizilip İdil’den imza alması, arabaya bindikten sonra da etrafının sarılması, hele elindeki programı kaybetmiş bir genç kızın üzüntüsünü gören nazik sefiremiz Emel Korutürk’ün kendi programını kıza vermesi ve daha sonra arabanın yürümesine mani olan kalabalığı dağıtmak için polisin müdahaleye mecbur olması unutulur hatıralardan değildi. Konserin sonunda da Rusların Ermeni asıllı büyük kompozitörü Khaçaturian sefirimizi ve bizi tebrike gelmişti. Aynı zamanda isimlerini hatırlayamadığım konservatuar hocaları ve başka jkompozitörler de bizimle konuşmaya geldiler. Bu arada Çaykovski konkurlarını idare eden tanınmış şef Kyril Kondraşin İdil ile ertesi sene Lonra’da verecekleri konseri görüşmeye gelmişti. Ne yazık ki bu konser gerçekleşemedi. İdil Paris’te Champs-Élysées salonunda Société des Concerts du Conservatoire (şimdiki Orchestre de Paris) ile imzaladığı dört senelik kontratın son konserini verdikten sonra hastalanmış, eve gelen doktorun kızamık teşhisi koyması üzerine ertesi gün İngiltere’ye hareket imkansızlığı belirmiş ve oradaki konserler de haliyle suya düşmüştü. Bu büyük aksiliğe cidden çok üzülmüştük. Biletler alınmış, valizler hazırlanmıştı.

İdil Rusya’daki bu ilk turnesinde Moskova, Leningrad, Odesa, Kiev, Stalingrad, Harkof, Rostof, Kişinof, Krakau va daha ismini unuttuğum bir çok şehirlerde konser ve resitaller vermiş, başka şehirlerden orada da çalması için yapılan müracatlar üzerine sayısız konserler ilave edilmişti. Lwow’da konservatuar öğrencileri konserden sonra onu otele kadar teşyi etmişler ve ertesi gün hocalarının ricası üzerine en istidatlılarını ona dinletmişlerdi. İdil’in de bir iki parça çalması onları ne kadar sevindirmişti hala unutamam. Her yerde ona bir şeyler vermek istiyorlardı, ama az veya çok… O sırada elinde bir nota, bir plak, bir şeker, bir çiçek ne varsa onu… Birkaçı da hemen o sırada ya da daha evvel İdil için yazdığı şiirleri getiriyordu. Moskova Konservatuarında Çaykovski salonunda çaldığı gün yanımdaki kadının nemlenmiş gözlerle bana dönüp mühim bir tavırla: „Biliyor musunuz bu salonda herkese çaldırmazlar“ demesini her zaman hatırlarım. Bu ilk turneyi takip eden senelerde programda yine aynı yerler vardı. Minsk ve Ukraina’da isimlerini unuttuğum sahil şehirleri ve üçüncü gidişimizde de Kafkas dağlarının üzerinden aşıp Tiflis’e (Tbilisi) Bakü ve Erivan’a gelmiştik. Bakü’de Niyazi Tagizade ile konserler ve ayrıca resitaller… İdil etraftan büyük ilgi görüyordu. Tbilisi deyince gözümün önünde garip bir olay canlanır. Bir gün lokantada yemek yerken karşı masalarda bir patırtı koptu, bıçaklar çekildi. Bizim telaşla ne olduğunu garsona sormamız üzerine o gülerek: „Ne olacak, hesap kavgası.“dedi. Bir tanesi: „ben varken sen nasıl hesap ödersin“ diye kızıp ötekine bıçak çekiyormuş meğerse. Şaşırıp kalmıştık.
Rusya’daki tercümanımız ilk sene Vladimir Şmarof isminde bir gençti. Daha evvel oraya gelen Cevat Memduh Bey ona Vladimir’e uygun düşen Velidemir ismini vermiş. Biz de bunu duyunca çocuğu Velidemir diye çağırmaya başlamıştık. Bu isim onun pek hoşuna gidiyordu. İlk iki sene tercümanlığı o yapmıştı. Üçüncü sene Ludmilla isminde bir genç kız. Dördüncü sene de yine Anna isminde bir genç kız. Ondan sonraki seneler İdil yalnız gitmeye başladığı için kimlerin refakat ettiğini bilmiyorum.

İlk Rusya turnesi 32 gün sürmüştü. İlave konserlerle iki ayı geçtiğini tahmin ediyorum. Stalingrad konseri 21 Kasım gününe (İdil’in doğum günü) düştüğü için Velidemir ona konserin başında da çok güzel bir buket verdi. Bu şehirde bir katında Rusların, bir katında Almanların harbettiği evi de gördük. Şeflerin isimleri hatırımda kalmamış. Birisi Isaac Payn, birisi, Şmarof. Velidemir’in soyadının eşi olduğu için onu unutmadım. Kişinov’da bir orkestra üyesi bizi arabasıyla gezdirdi. Bir genç hanım da otelden çıkıp onun evinde kalmamızı ısrarla istiyordu. Konserler delicesine alkışlanıyordu. Halk sokaklarda İdil’i bekliyor ve imza alıyordu. Yemek yediğimiz lokantada bize hizmet eden garson Vasili İdil’e Tolstoy’un bir kitabını hediye etti. İdil’in de ona Paris’ten ne istediğini sorması üzerine biraz nazlanmış sonra da Goethe demişti. İdil dönüşünün ilk haftasında bu kitabı göndermişti, tabi Fransızca olarak.
Azerbaycanlıların Türkçesi bir hayli değişik olduğu için ilk gittiğimiz gün otelin asansör garsonu bize „kaçıncı mertebeye gideceksiniz“ diye sorunca birden ne demek işstediğini anlamamıştık. Orada mertebe kat manasına geliyormuş meğerse. Yeni yapılmış apartmanlara da (taze dikili yaşam evi) diyorlardı. Buna göre daha pek çok değişik tabir vardı. Bütün Rusya’da gittiğimiz her şehirde lokantalarda bize ayırılan masada daima bir küçük Türk bayrağı bulunuyordu. Bu İdil’in pek hoşuna gidiyor, hemen etrafta aranmaya ihtiyaç kalmadan doğruca gidip masamıza oturuyorduk. Dördüncü sene Erivan’a gitmiştik. Orada eski Ermeni vatandaşlar etrafımızı sarmıştı. Şu anda ismini hatırlayamadığım çok tanınmış bir Rus şef ile konserleri her yerdeki gibi son strapontene kadar dolmuştu. Otel lokantalarında eski Ermeni vatandaşlar yemeklerde bize iltimas yapıyorlardı. Meşhur Erivan konyağından ikram ettiler. Eçmiyazin ismindeki kiliseyi gezdirdiler. Oradaki kompozitörler başta Babacanyan olmak üzere hemen hepsi İdil’e eserlerini veriyorlardı. Markaryan isminde yaşlı bir müzik meraklısı İdil’in resmini bulamayınca gazeteden kesilmiş resmini imzalatmak için otele kadar gelmişti. Oradan gittiğimiz adını unuttuğum bir şehre olduğu gibi Paris’e kadar İdil’e teşekkür ve iyi dilekler dolu mektup uzunluğunda telgraflar çekmişti. Konseri idare eden şef Dvorjanas bize verdiği yemekte İdil’in senede yüz konser verip vermediğini sorunca pek şaşırmıştık. O zamana kadar ancak yeni yeni konser vermeye başladığını söyleyince bu sefer de o şaşırmıştı. Kendi kızı da piyanistti. Orada tesadüfen Çekiçyan isminde İstanbul’dan gelme bir müzisyenle tanıştık. O da „Sizinle benden başka burada Türk pasaportu taşıyan yok“ diyordu. Kendisinin idare ettiği bir koroyu bize dinletmişti. Solistleri meşhur Kohar Kasparyan’ı da bu vesile ile dinlemiştik.
Bu bölüm Şefik Kahramankaptan’ın prodüktörlüğünü yaptığı İsmet İnönü Vakfı yayınlarından çıkan CD’nin kapağından alınmıştır.

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: