10 Yıl önce Gülen iddianamesi

Gülen iddianamesinde ‘türbansız ve kültürlü bayanları askeri öğrencilerle tanıştırıp, evlendirmeye çalışıyor’
Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Fetullah Gülen’in TSK’ya sızma girişimleri için yeni planlar yaptığını ifade ederek, “Kendine bağlı türbansız ve kültür düzeyi yüksek bayanları, askeri öğrencilerle evlendirmeyi sağlayacak bir yapılanmaya gitmiştir“ dedi.
       Yüksel iddianamesinde, Gülen’in 10 yıl içinde bu yöntemle TSK içinde söz sahibi olacağı bir konuma gelmeyi düşündüğünü belirterek, bu planların, Maltepe Askeri Lisesi’nde okurken cemaatin toplantılarına katılan gençlerin ifadeleriyle de sabit olduğunu dile getirdi. Yüksel iddianamesinde şu ifadelere yer verdi:
       “TSK’yı ele geçirme amacıyla sızma politikasını sessiz ve derinden devam ettirmektedir. TSK mensupları arasına sızma çalışmalarının yanı sıra, subay ve astsubay çocuklarını kendi okullarına ve dershanelerine kaydettirmeye, yetiştirilen bu çocukları askeri okullara sokmaya çalışmaktadırlar.

       Batıda yoğunlaşıyor
       Grubun faaliyetleri, bütün yurt sathında yaygın bir görünüm arz etmekteyse de, özellikle Samsun – Adana hattının batısında, üniversite çevrelerinde ve Erzurum’da yoğunlaşmıştır.
       Grup, yurt sathına yaygın 88 vakıf, 20 dernek, 128 özel okul, 218 şirket, 129 dershane ve yaklaşık 500 öğrenci yurdunun yanı sıra, biri İngilizce olmak üzere 17 yayın organı, ortalama 250 bin tirajlı gazete, TV istasyonu, ulusal düzeyde yayın yapan iki radyo istasyonu, faizsiz finans kurumu ve bir sigorta şirketini denetimi altında bulundurmaktadır.“

       ‘Komutan demişse doğrudur’
        Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahları Kuvvetleri (TSK) Günü nedeniyle verdiği resepsiyonda, Fethullahçılar’ın yargıya sızdığı yönündeki açıklamaları sorulan Fethullah Gülen’in gıyabi tutukluluğunu kaldıran İstanbul 2 Nolu DGM yargıcı Şerafettin İste sinirlendi. Resepsiyonda, irticacı grupların yargıya da sızdığını, Gülen için verilen farklı kararalrı eleştiren Org.Kıvrıkoğlu’nun sözlerini değerlendirmesi için Milliyet muhabirinin aradığı İste, önce “Ben okumadım, açıklama yapmaya yetkim yok“ dedi. Muhabirimizin Kıvrıkoğlu’nun sözlerini hatırlatabileceğini söylemesi üzerine de sinirlenerek, “Demişse doğru demiştir!“ diyerek telefonu kapattı.

Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Nur Cemaati lideri Fethullah Gülen hakkında, “örgüt kurduğu ve yönettiği“ gerekçesiyle, Terörle Mücadele Yasası’nın (TMY) 7. maddesi hükümleri uyarınca 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Yüksel, siyasilerce korunduğunu savunduğu Gülen’e, cumhuriyetin uyanık bekçilerinin fırsat tanımayacağını dile getirirken, Gülen’in 10 yıla kadar da kamu hizmetlerinden men edilmesini talep etti.
       79 sayfa ve 12 bölümden oluşan iddianamesinde, Gülen’in kitap ve kasetlerinin yanı sıra Emniyet, Genelkurmay ve jandarma istihbaratlarının raporlarından da yararlanan Yüksel, şu görüşleri dile getirdi:

       ASKERİ POLİSE KIRDIRMA
       Cemaat TSK’yı ele geçirmek için “sızma“ politikasını sessiz ve derinden sürdürmektedir. Bunun için polisle askeri karşı karşıya getirme politikasını izlemekte, polisi güçlendirerek denge sağlama, etkinleştiği polis camiasını gerektiğinde TSK’ya karşı kullanma amacını gütmektedir. Bunu, ‘bazı politikacılardan TSK’ya karşı alınmış tavizlerle’ yapmakta, bu süreç işlerken, cemaat de TSK’ya hoş görünme politikası izlemektedir.

       PAPA İLE GÖRÜŞMESİ
       Gülen, hükümetin bilgisi dahilinde Papa 2. Jean Paul’un daveti üzerine 9 Şubat 1998 tarihinde Vatikan’da Papa ile görüşmüştür. Görüşme, İslam ve Hıristiyan dünyalarını temsilen dinlerarası diyalog zemininde oluşmuş ve Gülen, uluslararası platformda, Türkiye’de İslami kesimin lideri olarak gösterilmiştir. Gülen, Papa ile görüşerek, sadece Türkiye’de değil, dünyadaki Müslümanlar’ı da yönetmeyi amaçlayan ruhani liderliğe ilgisini ortaya koymuştur.
       Tüm dinler ve uluslarla iyi ilişkiler kurarak onlardan gelecek karşı girişimleri engellemeyi, hatta kendini desteklemelerini sağlamayı düşünmektedir. İleride kuracağı şeriat devletini desteklemek üzere, bir çok ülkede ileride yönetime gelecek gençleri yetiştirmektedir.

       ZENGİN MÜMİN ŞARTI
       Gülen grubunun faaliyetleri, bütün yurt sathında yaygın bir görünüm arz etmekteyse de, özellikle Samsun – Adana hattının batısında kalan illerde, üniversite çevrelerinde ve Erzurum’da yoğunlaşmıştır.
       Gülen grubu yurt sathına yaygın 88 vakıf, 20 dernek, 128 özel okul, 218 şirket, 129 dershane ve yaklaşık 500 öğrenci yurdunun yanı sıra biri İngilizce olmak üzere 17 yayın organı, ortalama 250 bin tirajlı gazete, TV istasyonu, ulusal düzeyde yayın yapan iki radyo istasyonu, faizsiz finans kurumu ve bir sigorta şirketini denetimi altında bulundurmaktadır.
       Grubun yurtdışında 6 üniversite, 236 lise, 2 ilkokul, 8 yabancı dil ve bilgisayar merkezi, 6 üniversite hazırlık kursu ve 21 öğrenci yurdu da vardır. Gülen, yoğun ve kapsamlı faaliyetlerini yürütebilmek için geniş finans kaynaklarına sahiptir. Bu kaynakları genel olarak bilinmekle birlikte, diğer irticai gruplara oranla mali ilişkilerini büyük bir gizlilik içinde yürütmektedir.
       Gülen, müminlerin zengin olmalarını şart koşmakta, ancak, şahısların tek tek çok zengin olmalarından ziyade büyük sermayeli, ancak çok ortaklı şirketlerin kuruluşu şeklinde bu görüşünü uygulamaya koymaktadır. Çünkü çok zengin olan kişi dünya işleriyle uğraşmaya önem vererek hedeflere ulaşma yolundaki çalışmaları aksatacaktır.

       GİAD’TAN YARDIM
       Özellikle Gülen’in Kazakistan’daki okulları için Denizli’deki taraftarlarınca 1 milyon dolarlık kaynak aktarıldığı, Afyon, Malatya, Kayseri ve İzmir’de de bu yolda faaliyetler yürütüldüğü bilinmektedir. Işık Sigorta, Asya Finans gibi büyük kuruluşların gelirlerinin, İş Hayatı Dayanışma Derneği (İŞHAD) ve Genç İşadamları Derneği (GİAD) bünyesindeki işadamlarının bağışları da Gülen’in finans kaynakları arasında büyük bir yer tutmaktadır. Ayrıca yayıncılık alanından da büyük gelir sağlamaktadır.

       HEDEFİNİ GİZLİYOR
       Gülen, İslamcı ideolojik bir yaklaşımla, bulunduğu legal yolu muhafaza ederek, sahibi olduğu etkin mali gücü de kullanarak, şu stratejileri izlemektedir:
       “Eğitilmiş gençlerden oluşan bir taban oluşturmak, devletin tüm kadrolarında, bürokraside, Milli Eğitim’de ve emniyet teşkilatında kadrolaşmak, yurtdışında, Türkiye’deki siyasal İslam’a sempatiyle bakacak bir kesim oluşturmak, yürütme ve yasama erklerini hedefi doğrultusunda kullanmak, ılımlı görüntüsüyle hedefine ulaşıncaya kadar toplumun gerçeği görmesinin önünü kesmek.

       Siyasetçiler yardım ediyor
       Gülen’e verilen siyasi destek, teşekküle yardım boyutundadır. Tarikat okullarını övmek moda haline gelmiştir. Tarikat okullarına destek verenler Atatürkçü olamazlar. Fetullahçılar, siyasi partilere verilen siyasi destek karşılığı devlet imkanlarından yararlanmaktadır. Gülen’in gelir kaynakları arasında, Siyasi partilere verilen siyasi destek karşılığı devlet imkanları da vardır. (1997’de Asya Finans’a 533 milyar liralık teşvik verilmiştir). Gülen’in gücü, oluşturduğu büyük sermaye imparatorluğunun yanı sıra, dozajını gittikçe arttıran ve zaman zaman teşekküle yardım boyutuna ulaşan siyasi destekten oluşmaktadır.
       İleride devlet yönetimini kontrol altına alabilmek için, kısa vadede tüm kadrolara yandaşlarının getirilmesi veya bu kadroları işgal edenlerin kendisine bağlanmasını hedeflemektedir. Uzun vadedeyse tam bir kontrol sağlayabilmek amacıyla eğitim sektöründe yoğun bir faaliyet göstererek teşkilatlanma ve kadrolaşmayı yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır. Böylelikle TBMM’de yandaşlarının mutlak çoğunluğu elde etmelerini sağlarken, hedeflediği teokratik diktatörlüğe yumuşak geçişi sağlamak için başkanlık sistemini desteklemektedir. Gülen, hiç bir kuvvetçe geri adım atmaya zorlanamayacağı bir duruma ulaştığında, Atatürk ilke ve inkılaplarını ortadan kaldırmayı, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini ortadan kaldırarak, şeri devleti kurmayı hedeflemektedir.

       Nursi’nin izinde
       Gülen laik cumhuriyete karşı değilse; n Neden müritlerine “Anayasal kurumlardaki güç ve kuvveti cephenize çekinceye kadar her adım erkendir“ diyor?Neden mülkiye, adliye ve askeriye başta olmak üzere, devlette teşkilatlanma isterken, “Buralardaki arkadaşlarımızın korunması çok önemlidir“ diyor?Neden Arapça eğitimin kaldırılmasını devletin bir yanılgısı olarak kabul ediyor?Neden kitaplarında, İslamcı çeteler gibi, tebliğ ve cihad konuları üzerinde hassasiyetle duruyor?Neden oluşturduğu ışıkevlerinin; medrese, tekke ve zaviyelerin fonksiyonlarını ifa ettiğini söylüyor?Neden cumhuriyet dönemini kötülüyor ve bu dönemi kendi tarihi olarak görmüyor?Neden Atatürk’e “Deccal“ deme küstahlığını gösteren Said – i Nursi’nin izinden gidiyor?

       Amaç islam diktatörlüğü
       Siyasi parti ve bazı devlet kadrolarınca kabul gören Gülen, hedefine ulaşmada, devlet rejimini istismar etmektedir. Atatürk’ü Said – i Nursi gibi “Deccal“ olarak nitelendiren Gülen, gizlilik, taraftarlarının bağlılığı, kararlı ve merkeziyetçi yönetimiyle en güçlü ve etkin irticai yapılanma haline gelmiştir. Gülen’in laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni sona erdirip, yerine şeri yasaların hakim olduğu İslam devletini kurmak için okullarında beyinlerini yıkadığı gençlikle oluşturacağı toplumu kullanmayı planladığı tespit edilmiştir. Nurculuğun ve bu görüşün ideologu olan, Ulu Önder Atatürk’ten “Deccal“ diye bahseden Said – i Nursi’nin günümüzdeki temsilcisi Gülen’dir. Bu amaca ulaşmak için, demokratik usuller ve ılımlı İslam görüntüsü altında kamufle edilmiş bir yöntem uygulamaktadır. Böylece Atatürkçü laik kesim içinde bile desteğini arttırmaya çalışmaktadır.

       Abant, amacı ortaya koydu
       Yargıtay Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk’un, 4. Ceza Dairesi Başkanlığı sırasında katıldığı 18 – 19 Ağustos 1998’de, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nca Abant’ta düzenlenen toplantı bildirgesi örgütün amacını ortaya koymuştur. Gülen’in onursal başkanlığını yaptığı vakfın toplantısında laiklik ve devlet kavramları erozyona uğratılmış, laikliği koruyucu düzenlemelere karşı çıkılmış, başörtüsü konusunda aşırı dinci çevrelere ve faaliyetlere destek verilmiştir.

       Soruşturma sürüyor
       Yüksel, iddianamesinin sonunda, Gülen’in legal ve illegal yapılanmasıyla ilgili soruşturmanın, tamamlanan soruşturmadan ayrıldığını vurguladı. Yüksel’in bu soruşturma sonucunda, Gülen’e bağlı tüm şirket, okul ve kurumlarla, buralarda çalışan yöneticileri de kapsayan bir dava açması bekleniyor. Yüksel’in açacağı davanın, sanıkların mahkumiyetiyle sonuçlanması halinde, bu kuruluşların tamamının kapatılacağı ve mallarına el konulacağı ifade ediliyor.
 

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: