Dinin toplumlardaki yeri

Din, toplumun kendisinden vazgeçemediği bir kurumdur. Hemen her toplumda din olgusu vardır. İnsanların yaşayışında din, ayrı bir yer tutar. Onun için dinsiz toplum düşünülemez. En ilkel toplumdan en gelişmiş topluma kadar insanın var olduğu ve yaşadığı her yerde dini yaşayışın izleri ve işaretleri görülür.
       Avrupa şehir ve köylerinde kilise ve manastırları görürsünüz. Türkiye’de ve diğer İslam ülkelerinde camileri ve türbeleri görürsünüz. Bu örnekleri daha da çoğaltabilirsiniz.
       Tıpkı Müslümanlar gibi Yahudiler de domuz eti yemezler. Günlük yaşayışlarında yediklerinin haram olmaması için çok dikkatli davranırlar.
       Buna karşılık Hıristiyanların günlük yaşayışında İncil’in ve haçın büyük yeri vardır. Eğer bir Hıristiyan, ruhi sıkıntıya düşerse kendisine, İncil’den bir bölüm okuması tavsiye edilir. Hatta, Hıristiyan ülkelerin sporcularının, müsabaka öncesi veya başarılı bir davranışından sonra haç işareti yapmak suretiyle, ya manevi bir destek almayı veya şükürde bulunmayı amaçladığı görülmektedir.
       Şüphesiz İslam ülkelerinde dini yaşayışın en yoğun olduğu dönemler Ramazan ayında görülür. İnsanlar günlük programlarını orucun gereklerine göre yaparlar. İftar saatlerinde de evlerinde olmaya özen gösterirler. İşte bu dini hayatın, İslam ülkelerindeki bir görüntüsüdür.
       Farklı din mensuplarının kendi mabetlerinde ayrı ayrı dua edip, ibadet yapabildikleri gibi, aynı mekanda da kendi ibadetlerini ifa ettikleri görülmektedir. Nitekim, Hz. Peygamber, Necranlı Hıristiyanları Medine’ye davet ettiğinde; onlar doğrudan Mecsid – i Nebi’ye yani Peygamber Mecsidi’ne girdiler ve Hz. Muhammed’e selam verdiler. Hz. Peygamber de onların selamını aldı. Bu sırada, Necranlı Hıristiyanlar, mescidde doğuya doğru dönerek ibadetlerini de yaptılar.
       Hem Müslümanların, hem de Hıristiyanların dini mekan olarak kullandıkları „Mescid – i Nebevi“ örneği uygulamalar, İslam tarihinin daha sonraki dönemlerinde de görülmekte ise de, çok yaygınlaşmamıştır. Buna karşılık, aynı yerde, ayrı ibadethaneler tesis olunarak, bir mahalde havra, kilise ve mescit yan yana yapılmış ve her din mensubu, kendi mabedinde ibadetini ifa edegelmiştir.
       Bu örnekler, dini, toplumdan soyutlamanın mümkün olmadığını göstermektedir. Hatta, farklı dinlerin bile, bir arada bulundukları ve aynı toplumda beraberce ibadet ettikleri, hem de birlikte yaşadıkları görüldüğü halde, aynı dinden olanların dine bakış ve yaklaşımlarındaki farklılıklar yüzünden, içinde yaşadıkları ülkeyi ve dünyayı kendilerine dar edecek derecede birbirlerine düşmelerini anlamak mümkün değildir.
       Dinler, insanları birbirine kaynaştıran ve onların mutluluklarını temin eden kurumlardır. Dinlerin bu yönünü gün yüzüne çıkararak, toplumda huzur ve sükunu sağlamada dinlerden yararlanmasını bilmeliyiz. Kim olursak olalım, dinlere karşı düşmanca tavırlardan vazgeçmeli ve hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, müminler potansiyel suçlular olarak görülmemelidir.

Kaftanlı türbe / Yavuz Sultan Selim Camii

       İstanbul’un beşinci tepesine, kısa ömrüne birçok fetihler sığdıran Yavuz Sultan Selim’in emriyle yapımına 1519’da başlanan cami, 1522’de bitirilmiştir. Caminin kitabesinde Yavuz’un, türbe kitabesinde ise babası adına Kanuni’nin emriyle yapıldığı yazılıdır.
       Mimarı olarak Acem Ali’nin ismi geçmekle birlikte, o sırada 26 yaşında bulunan Mimar Sinan’ın da ismi zikredilmektedir.
yas031.jpg        Cami,imaret, medrese, hamam, kervansaraydan oluşan külliyenin ağırlık noktasındaki cami, Osmanlı mimarisinin zaviyeli tip diye tanınan yapı biçimini yansıtır. 24.5 metre çapındaki büyük bir kubbeyle örtülü olup, birer şerefeli sade iki minaresi vardır. Külliyeden bugüne sadece cami ve türbe kalmıştır. İmaretin yerinde Sultanselim Kız Lisesi vardır.
       Caminin mihrap duvarı önündeki türbe, Yavuz’un ölümünden üç yıl sonra 1523’te tamamlanmıştır. Sedeflerle süslü sandukasının üzerinde bulunan kaftanın öyküsü ise şöyledir:
       Yavuz, Mısır seferinden dönerken, İbn-i Kemal’in atının ayağından sıçrayan çamur kaftanına gelir. Bu durumdan ünlü alim çok üzüntü duyar. Bunu anlayan Yavuz, hocasını şöyle teselli eder:
       „Ulema atı ayağından sıçrayan çamur benim için ancak övünme sebebi olabilir. Ölmümden sonra bu kaftan sandukam üzerine örtülsün.“
       Türbenin karşısında ise 1861’de ölen Sultan Abdülmecit I. ile oğulları ve eşi yatmaktadır.


Vizeli Alaeddin

       Hak yoluna giden gelsin
       Bulunmaz vuslat yoludur
       Hak seferi vardır bunda
       Bu yol hidayet yoludur

       Bu yolu hod buldu bulan
       bulmayandır mahrum kalan
       Sırat- ı müstakıym olan
       Şimdi bu Ahmed yoludur

       Bu yoldur Hızır geldiği
       Geliben beyan kıldığı
       Hızr ab-ı hayvan bulduğu
       Bu yol Muhammed yoludur

       Bu yoldur Ahmed’e gelen
       Cümle yoldan muhtar olan
       Gerçeklerden baki kalan
       Bu yol ol rahmet yoludur

       Budur Kaygusuz dediği
       Alemin kaydın yediği
       Muhammed miras koduğu
       Bu yol ol devlet yoludur

       Hod: zaten, sırat- ı mustakıym: doğru yol; muhtar: seçilmiş; ab- ı hayvan: Bengisu; kayıd yemek: bağlanmak.


Kıssadan hisse

       Suçsuz mahkûm
       Bektaşi, bir şehre vali atanmış. Şehri ve çevreyi tanımak için gezmeye çıkmış. Tüm kamu dairelerini gezdikten sonra sıra cezaevine gelmiş.
       Yanında müdürle birlikte koğuşları tek tek dolaşmaya başlamış. Vali, herkese tek tek niçin hapiste bulnuduklarını soruyormuş. Hemen hepsinden „suçsuz yere veya iftira yüzünden buradayım“ yanıtını almış.
       Yalnız mahkumlardan birisi işlediği suçu dobra dobra anlatmış.
       Vali hemen, cezaevi müdürüne dönerek şöyle demiş:
       „Tez bu mahkumu dışarıya atınız. Böyle bir adam, bunca suçsuz günahsız arasında duramaz. Duracak olursa, onların da ahlakını bozar, hepsine yazık olur. Hemen tahliye edin.“

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: