Modern Müslüman

İslami kesimde son derece itibarlı bir fıkıh profesörü Hayreddin Karaman… İslam hukuku alanında belki dünyadaki en büyük birkaç isimden biri.
Eserlerinin neredeyse tamamını okuduğumu söyleyebilirim.
Dün akşam bir yemek sofrasında sohbetini dinledim.
İstanbul Büyükşehir Kültür AŞ Genel Müdürü Nevzat Bayhan bir süredir bilim dünyamızın ‘duayen’ isimlerini böyle toplantılarda ağırlıyor. Daha önce Oktay Aslanapa, Doğan Kuban, Halil İnalcık gibi ‘duayen’leri ağırlamıştı. Prof. Karaman’ın kendi sahasında bu kıratta bir isim olduğu muhakkak.
Karaman’a “İslam hukuku”na bakışındaki değişime ilişkin birkaç soru sordum. Fakat önce Prof. Karaman’ın bu alandaki özelliğinden bahsetmeliyim.

Yeni fikirler
İslam hukukunda “kamu hukuku, özel hukuk” ayrımı yoktur. Karaman eserlerinde bu tasnifi uygulamıştır. Bunun ne kadar önemli bir açılım olduğunu hukukçular çok iyi takdir eder.
Karaman, eserlerinde “diyani” (dinsel) hükümlerle “kazai” (hukuksal) hükümler ayrımını vurgulamış, bu ikincilerin itikadi bir konu olmadığını anlatmıştır. Bu yaklaşım, çağımızın ortaya çıkardığı yeni sorunlar ve sosyal ilişkiler konusunda çok önemli bir ‘yeniden yorum’ kapısı açmaktadır.
Karaman, nikâhın “diyani” (dinsel) değil, “hukuki” bir işlem olduğunu anlatmış, resmi nikâhın geçerli olduğunu belirtmiştir.
Klasik fıkıh ulemasından farklı olarak Karaman, eserlerinde “recm” konusunu ‘nötr’ bir dille anlatmaz, rahatsızlığını belli eden bir dille anlatır ve bunun “diyani” (dinsel) bir kural değil, eski bir gelenek olduğunu belirtir.
Karaman eserlerinde modern piyasa ekonomisinin ortaya çıkardığı ticari ilişkilere “kolaylaştırıcı” bir gözle bakar, hatta teşvik eder.
Elbette Karaman inanmış bir mümindir, günün deyimiyle “İslamcı”dır ve aynı zamanda bu gibi fevkalade önemli açılımları yapan, “içtihat” kurumunu savunan bir âlimdir.
Hatta mutaassıp çevreler geçmişte onu bu yüzden “mezhepsiz, sapık” falan diye suçlamışlardı.

Aleviler, ticaret, hukuk
Muhafazakâr bir Anadolu çocuğu dini ilimleri tahsil ederken bu ‘yenilikçi’ bakışlara nasıl yönelmişti? Prof. Karaman üç faktörden bahsetti:
–  Çorum’daki mahallemizde Alevi ve Sünniler beraber yaşardık; Alevilerden çok iyi komşularımız ve benim arkadaşlarım vardı, çok iyi insanlardı. ‘Çorum olayları’ bir vahşetti…
–  Haylaz bir çocuktum. Hatta evden kaçtığımda işportacılık, terzilik, demircilik yaparak hayatımı kazandım bir süre…
–  Fıkıh okurken hukuk tarihini ve modern hukuk sistemlerini de inceledim…
Karaman bu konulardaki anılarını uzun uzun anlattı.
Özeti şu: Farklı inanç ve kültür gruplarında iyi insanlar olduğunu yaşayarak görmek… Farklı sistemleri incelemek… Ve bir hayat pratiği olarak “piyasa”yı tanımış olmak… Bunlar genç Karaman’a yeni ufuklar açmış.
Gerçekten, Halil İnalcık, Udovitch, Schacht gibi tarihçiler de İmam-ı Âzam’ın “en liberal müçtehit” olduğunu belirtirler, İmam-ı Âzam da ticari hayatın içinde ve değişik kültürleri tanıyarak yetişmiş büyük bir âlimdi.
Karaman’a son sorum şu oldu: Kendinizi nasıl tanımlarsınız, ‘modernist Müslüman’ mı?
Cevabı şöyle:
“Ben ‘ist’ten pek hoşlanmam, ‘modern Müslüman’ diyebilirsiniz.”
Değerli hocam Hayreddin Karaman’a bu vesileyle saygılarımı sunuyorum.


  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: