Munzur Barajları Projesi gerçekleşirse , neler olacak?

Munzur Barajları Projesi gerçekleşirse, bölgenin yıllık su potansiyelinin %37.3’ün baraj göllerde tutulacak. Mercan, Pülümür ve Munzur Vadileri göl haline gelecek ve Munzur’un iklim dengesi alt üst olacak. Kışın kar yağışları azalacak, böylece yer altı suları beslenemeyecek ve kaynaklar kuruyacak.

Munzur dağlarında bilinen 1518 bitki türü var. Bunlardan 43’ü bütün dünyada yalnızca Munzur’da bulunan endemik türler. Bu bitkilerin doğal alanları değişecek, büyük çoğunluğu ortadan kalkacak.

Çengelboynuzlu ve bezuvar keçisi, ür kekliği ve yalnızca Munzur gözelerinde yaşayan kırmızı pullu alabalık yok olacak. Bölgenin tarım ve hayvancılığa dayanan yerel ekonomisi tamamen altüst olacak.

60’tan fazla köy sular altında kalacak ve toplam 84 köy zorunlu olarak göç edecek. Munzurlular efsanelerini, kültürlerini oluşturan Munzur Çayı’ndan, köklerinden ayrılacaklar.

Barajlar ulaşımı engelleyecek. Merkez, ilçelerden tecrit edilecek. Bu toprakların OHAL politikaları sonucu en çok göç veren bölgesi, daha da insansızlaştırılacak.

Munzur’da herhangi bir arkeolojik inceleme yapılmamış ancak Keban barajı havzasında paleolitik döneme ait kaya sığınakları, işlikler ve düz yerleşmelere rastlanmış. Belki de Munzur’daki tarih sular altına gömülecek. 50-70 yıl sonra barajların göl alanları bataklığa dönüşecek.

Bölgede yaşayan halkın inançları, gelenekleri, hayatları içinde çok önemli bir yeri bulunan Munzur Çayı’nın özgürlüğü elinden alınacak.

Bu senaryoya bölge halkı da katılmak isteniyor. Çevre Etki Değerlendirme raporu bölge halkına da sunulup onaylatılacak. İstihdam yaratma, kalkındırma gibi yalanlarla insanlar kandırılmaya çalışılıyor. Binlerce kişinin yaşadıkları topraklardan sürülmesinin ve doğanın katledilmesinin önüne bir rüşvet gibi istihdam olanakları konuluyor. Bu istihdamın boyutları da hiç öyle ima edildiği gibi değil. Dünyanın en büyük insan eliyle yapılmış gölüne sahip olan Zimbabwedeki Kariba Barajı bile 450 kişiye iş olanağı sağlamıştı. Buna karşılık 57 bin insanın evlerini kaybetmesine ve salgın hastalıklara neden oldu. İnsanlar geleceği görmekte zorlanıyorlarsa, şimdiye kadar yanı başlarında yapılanlara bakarak bir fikir edinebilirler. Keban ve Seyhan baraj göllerinin etkisiyle 1975 yılından sonra bölgenin iklimi değişti. Keban ve Kargamış barajları arasında artık Fırat Irmağı ve Fırat Kanyonu yok. Bu bölgedeki bitki örtüsü, iç su canlıları ve yaban hayvanları artık yok. Tarihsel yerleşim alanları sular altında. Baraj rezervuarı da balçıklaşmaya başladı.

Atatürk Baraj Gölü’nde su tutulmadan önce Fırat Nehri’nde yaşayan vantuzlu balık, iğneli balık, maya balığı ve bıyıklı balık türleri yok oldu.

Halfetililer, atalarının yetiştirdikleri fıstık ağaçlarının gölgesindeki yöresel taş evleri Birecik baraj gölünün suları altında kalınca, „Yeni Halfeti“ adı verilen prefabrik konut bölgesine yerleştirildiler.

Barajların akarsu rejimini ve nem oranını değiştirmesi ile Şanlıurfa’da kelaynakların sayısı git gide azalıyor. Barajlar nedeniyle Konya Ovası’nda yer altı suyu neredeyse tükendi, kuraklık yaşanmakta.

  1. Hinterlasse einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: